© Malkara Haber © 2023

Kanser hastalarına umut veren aşı çalışması Tekirdağ'dan geldi

TEKİRDAĞ Namık Kemal Üniversitesi(NKÜ) Tıp Fakültesi'nde kanser hastalarında hücresel immün tedavisinde kullanılmak üzere başlatılan aşı çalışmasının laboratuvar aşamasında sona gelindi.

NKÜ Tıp Fakültesi Tümör Biyolojisi ve İmmünolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Burhan Turgut, "Kanser aşısı diye de ifade edilebilen özellikle hücresel immün tedavi yöntemi diye ifade edebileceğimiz bir yöntem üzerine de çalışmalarımız oldukça ilerlemiş durumda. Preklinik aşamasındayız şu anda ama oldukça ilerledik, sonlarına yaklaşmış durumdayız. Bir yıl içinde insan çalışmalarına başlamayı hedefliyoruz. Bu konuda beklentilerimiz oldukça yüksek" dedi.

Türkiye'de kanser hastalarına umut veren aşı çalışması Tekirdağ'dan geldi. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Tümör Biyolojisi ve İmmünolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Burhan Turgut, Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Bahadır Batar, yüksek lisans öğrencileri Elif Serdal, Nurcan Tutar, doktora öğrencisi Bahar Yılmaz, lisans öğrencisi Metehan Gazioğlu, TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ile işbirliği yaparak, kanser hastaları için hücresel immün tedavisinde kullanılmak üzere başlattıkları aşı çalışmasında önemli aşama kaydetti.

'BEKLENTİMİZ OLDUKÇA YÜKSEK'

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Tümör Biyolojisi ve İmmünolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Burhan Turgut, kansere karşı 6-7 yıldır çalışmalarının sürdüğünü belirterek, bununla ilgili çok sayıda projeleri olduğunu söyledi. Turgut, "Kanser aşısı diye de ifade edilebilen özellikle hücresel immün tedavi yöntemi diye ifade edebileceğimiz bir yöntem üzerine de çalışmalarımız oldukça ilerlemiş durumda. Preklinik aşamasındayız şu anda ama oldukça ilerledik, sonlarına yaklaşmış durumdayız. Bu projemizi TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'yle ortak yürütüyoruz. Bir yıl içinde insan çalışmalarına başlamayı hedefliyoruz. Bu konuda beklentilerimiz oldukça yüksek" dedi.

'ABD, AVRUPA VE ÇİN'DE HASTALAR ÜZERİNDE DENENİYOR'

Prof.Dr. Burhan Turgut, aşı çalışmalarıyla ilgili üniversitede 7-8 kişilik, Marmara Araştırma Merkezi'nde de 10 kişilik bir ekibin ortaklaşa çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Her iki merkezin de lavoratuvar imkanlarıyla, projenin büyük bir kısmı Marmara Araştırma Merkezi'nde gerçekleştiğini söyleyen Turgut, "Özellikle konstrak oluşturma denilen aşamaları var. Bizim merkezimizde de özellikle crispr teknolojisiyle ilişkili çalışmaları devam ediyor. Bir bütünlük içinde, oldukça geniş bir ekip diye ifade edebiliriz. Bu yöntemler hücresel immün tedavi yöntemleri dünyada batıda özellikle Amerika'da, Avrupa'da ve Çin'de hasta üzerinde de deneniyor ve kullanılıyor. Hatta standart tedavi olarak bazı merkezlerde kullanılmaya başlanmış durumdadır. Özellikle hematolojik kanser dediğimiz lösemi, lenfoma lenf bezi kanserlerinde kullanımları söz konusu. Ama ülkemizde henüz bizim çalışmamızla beraber başarılı olursak kullanılabileceğini düşünüyoruz" dedi.

'İNSANLARA UYGULAMA AŞAMASINA 1 YIL İÇİNDE GEÇMEYİ PLANLIYORUZ'

Yaptıkları çalışmanın insanlar üzerinde belli bir deneyim kazanması gerektiğini ifade eden Prof.Dr. Burhan Turgut, "Çalışmanın  yapılmasını en az 6 ay düşünürsek 1,5- 2 yıllık bir aşama gerekebilir, standart tedavi olarak Türkiye'de kullanılması için. Bizim üreteceğimiz ürünün devreye girmesi için belli bir klinik aşama gerekiyor. Şu an preklinik dediğimiz laboratuvar aşamasında. Hücreler üzerinde bu, genetik mühendislik çalışması aslında bu. Yani T lenfosit dediğimiz immün hücreleri yani bağışıklık sistemi hücrelerinin değişimiyle, genetiklerinin değiştirilmesiyle oluşturulan hücresel bir tedavi yöntemi bu. Bu aşamanın sonlarındayız. Yani preklinik aşama diyoruz, klinik dediğimiz insanlara uygulanma aşaması. O aşamaya henüz gelinmedi. O aşamaya 6 aylık - 1 yıllık bir süreç içerisinde geçmeyi planlıyoruz. Bunları kullanmayı planladığımız hastalar genelde artık başka tedavi seçeneği kalmamış lösemili, lenf bezi kanserli hastalar olacaktır" dedi.

'TÜMÖR HÜCRELERİNİ TAMAMEN ORTADAN KALDIRMAYI AMAÇLIYORUZ'

Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Bahadır Batar, Türkiye'de bu çalışmayı sadece kendilerinin yaptığını söyledi. Kanser aşısı geliştirilmesindeki çalışmalarında en etkin, en güçlü ve en son geliştirilen genetik mühendisliği teknolojilerinden bir tanesini kullandıklarını belirten Batar, "Bu genetik mühendisliği teknolojisi crispr olarak adlandırılmaktadır. Ve crispr sistemi şu an dünya genelinde modern kanser immün tedavisinde en yaygın olarak kullanılabilecek tekniklerden bir tanesi olarak kabul edilmektedir. Crispr sistemi özellikle hücrelerin genomunda yani genlerinde yeniden düzenlemeyi, genlerde değişiklik yapmayı sağlayan bir sistemdir. Biz de kanser aşısı çalışmalarımızda özellikle bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan hücrelerin genlerinde yeniden düzenleme yaparak bu bağışıklık sistemi hücrelerinin tümör hücrelerine etkili bir şekilde karşı koyarak bu tümör hücreleriyle savaşmasını ve tümör hücrelerini tamamen ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz. Çalışmalarımızı tamamladığımızda umuyoruz ki bağışıklık sisteminde rol oynayan hücrelerin yeniden programlanmasıyla birlikte tümör hücrelerine çok daha güçlü bir bağışıklık yanıtı oluşturulabilecektir" diye konuştu.

Yaptıkları çalışmaları dünya üzerinde de güncel olarak takip ettiklerini ifade eden Doç.Dr. Bahadır Batar, "Dünya genelinde şu an immün tedavi stratejileri modern immün tedavi stratejileri geliştirilmiştir. Ancak şu an crispr sisteminin kullanıldığı herhangi bir immün tedavi yöntemi şu an itibariyle bilinmemektedir, gerçekleştirilmemektedir. Ancak şu an crispr sistemi ve immün tedavi stratejilerinin bir arada kullanılabileceği çalışmalar, laboratuvar çalışmaları şu an yaygın olarak gerçekleştirilmektedir" dedi.

REKTÖR: İNSANLIĞA GÜZEL ÇALIŞMALAR

NKÜ Rektörü Prof.Dr. Mümin Şahin, üniversitedeki bilim insanlarının kanser aşısı üzerinde çalışmalarının sürdüğünü belirterek, "Ekibimiz doktora ve yüksek lisans öğrencileriyle birlikte TÜBİTAK'daki öğretim üyeleriyle hücresel immün tedavi, yani diğer ismiyle kanser aşısıyla ilgili çalışmalarına devam ediyorlar. Umuyorum yakın zamanda bununla ilgili ülkemize ve tüm insanlığa güzel çalışmalar verecekler diye tahmin ediyorum. İnşallah bununla ilgili güzel sonuçlar en yakın zamanda sizlere sunarız diye düşünüyorum" dedi.

İlginizi Çekebilir

KIŞ AYLARININ KABUSU FİBROMİYALJİ KADER DEĞİL!

Halk arasında "yumuşak doku romatizması" olarak bilinen Fibromiyalji, özellikle kış aylarında adeta bir kabusa dönüşerek hastaların yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürüyor. Uzmanlar, bu hastalığın kader olmadığını ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarıyla fibromiyaljiyi yönetmenin mümkün olduğunu belirtiyor.

Balkan Onkoloji Hastanesi ek binası inşaatına başlandı

Edirne'de Trakya Üniversitesi Edirneli hayırsever iş insanı Soner Çeker’in yaptığı bağışla Onkoloji Hastanesi ek binası inşaatına başlandı.

Yılbaşı öncesi 'kozmetik alkol' uyarısı; böbrek ve karaciğerde ciddi problemlere neden oluyor

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Alkollü İçkiler Analiz Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu, yılbaşı öncesi sahte içki uyarısında bulunarak "Laboratuvarımıza gelen numunelerin içerik analizini yaptığımızda ağırlıklı olarak kozmetik sektöründe ve dezenfektan adı altında kullanılan alkollerin, alkollü içki üretiminde kullanıldığını görüyoruz" dedi.

Uzmanından yılbaşı sofrası için sağlıklı beslenme önerileri

Sağlıklı ve lezzetli yeni yıl tabakları için önerilerde bulunan Uzman Diyetisyen Ege Ramadanoğlu, “Yemekleri yağda kızartarak değil; fırında, ızgarada, suda, buharda pişirebilirsiniz. Her çeşit mayonezsiz ve yağsız salatayı istediğiniz kadar tüketebilirsiniz. Toplam 6-8 yemek kaşığı zeytinyağlı tercih edebilirsiniz. Ayrıca, sofraya şarküteri ve kabuklu deniz ürünleri yerine peynir, hindi füme ve taze sebzelerin koyulması daha sağlıklı bir başlangıç yapmanızı sağlayacaktır” dedi.

Kalın bağırsak kanserleri erken teşhisle önlenebilir

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Civil, kalın bağırsak kanserlerinin erken teşhisle önlenebileceğini vurgulayarak, “Poliplerin zamanında çıkarılması ve düzenli taramalar çok önemli, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kanser riskini önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Prof.Dr. Gürdal: Erkeklerde meme kanserinde artış yüzde 25'leri buldu

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'ndan Meme ve Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sibel Özkan Gürdal, "Farkındalığın az olduğu bir grup erkekler. Erkekler meme kanseri olma ihtimallerini hiç düşünmüyorlar, Halbuki erkekler meme kanseri olabilir. Azdır, yüzde 1-2'dir ama günümüzde bu artış yüzde 20-25'leri bulmaktadır. Meme kanseri eski yıllara göre erkeklerde daha fazladır" dedi.

TÜM HABERLER