© Malkara Haber © 2023

Koronavirüs psikolojik travma etkisi yaratıyor!

Koronavirüs tehlikesine karşı toplumun her kesimine ‘Evde kal’ çağrısı yapılırken, uzmanlar tarafından bu zor dönemde, şok, inkar, pazarlık, öfke, depresyon aşamaları görülen travmaların görülebileceği belirtildi. Kişilerin bu dönemde panik atak nöbetleri, nedenini anlamadıkları takıntı, korku, kaygı ve endişeler ile karşılaşabileceği vurgulanırken, bunun önüne geçilebilmesi için geçmişte yapılamayanlar için bir fırsat olarak görülmesi önerildi.

Avcılar’daki bir kurumda psikolojik danışmanlık yapan, öfke ve panik atak konularında seminerler veren psikolog Hacı Tekin,  “Koronavirüs insanlar açısından tam bir travma etkisi yaratıyor. Travma insanın hayatına birden girer, yaşamını altüst eder ve ciddi anlamda bir tehdit faktörüdür. Travmaya direkt maruz kalıyorsanız, birincil derecede bunu yaşarsınız. Bu esnada, şok, inkar, pazarlık, öfke, depresyon aşamaları yaşarsınız” dedi. Tekin, travma etkilerinin 6 ay sürebildiğini, yakınını yitirenlerin bunu zaman içerisinde kabullenebildiğini anlatırken şöyle dedi:

“Birinci derecede travmada ölüm hali kabul edilmemiş ise, ‘Aynı şey tekrar başıma gelirse’ mantığı ile ölümün neden olduğu bir virüs sizi takıntılı bir birey yapar. Aynı zamanda bu stres faktörü sürekli gündelik hayatınızı zorlayan uyku, öfke problemlerine neden olduğu için depresyona girmiş olursunuz. Her an bir virüs gelip sizin veya bir yakınınızı yakalayacak korkusu ile panikatak nöbetleri yaşayabilirsiniz. Örneğin virüse yakalanmış, nefes alamayan ve septomların hepsini çok derin bir şekilde yaşayan hastayı gören kişide ‘Aynı şey başıma gelebilir' düşüncesi ikincil derecede travmaya neden olabilir. Bu dönemde medyada ve sosyal medyada yer alan bilgi kirliliği özellikle çocuklar üzerinde ciddi travmatik etki yaratıyor. Buna da aktarılan travma diyoruz.”

Psikolog Hacı Tekin, sağlık psikolojisinin birincil derecede önleyici hizmetler konusunda eğitime önem verdiğini, bunun yanı sıra sağlık hizmeti anlamında mevcut ruhsal işleyişin daha da kötüye gitmemesi için mutlaka ruh sağlığı uzmanlarının bu konuda çalışma yapması gerektiğini söyledi. Tekin, bunların yanı sıra, daha önceden ortaya çıkan psikolojik rahatsızlık tedavi aşamasındaysa bunu bitirmek gerektiğine dikkat çekerken şöyle konuştu:

“Bugün görülebilen travma ardından 6 ay sonra panik bozukluk,  obsesif kompulsif  bozukluk ve aynı zamanda depresyon gibi etkileri görmeye başlayacağız. Yani şu anda panik, korku, endişe ve stres faktörleri gibi doğal durum bizim kendimizi korumaya yönelik durumlar nedeniyle şu anda tehlike anındayız. Vücudumuzda özellikle beynimizde sempatik sinir sistemi faaliyeti anlamında ‘savun-kaç’ sistemi bizi sürekli i bu mevcut durumdan kurtulmaya itiyor. Bu durum ile baş edemezsek, yani travma konusunda önleyici hizmetler alamazsak, 6 ay sonra bunun etkilerini toplumda çok net görebiliriz. Literatürden bir örnek verecek olursam; 1951 yılında Kaliforniya'da meydana gelen kasırgada, insanlar hayatlarını, evlerini, ekonomik anlamda işlerini kaybediyor, yaralanıyor, sakat kalıyor. Bu travmatik etkinin 6 ay sonrasında yapılan testlerde stres bozukluğu bulgusuna yüzde 54 oranında rastlanıyor. Ruhsal sağlığın işleyişini bozan durum ile baş edemezsek, bu oran artabilir de. En iyi tahminle yüzde 50 oranında çok daha fazla panik atak hastası, depresyon vakası ile karşılaşacağız. Yaşamımızın en önemli faktörlerinden bir tanesi güvenli bağlanma faktörleridir. Güvenli bağlanma ilişkileri hayatta kuramazsak, sürekli nedenini anlamadığımız panik atak nöbetleri,  takıntı, ‘Mikrop bulaşacak’ korku, kaygı ve endişelerini yaşarız.”

KİŞİSEL OLARAK YAPILABİLECEKLER

“Şu anda travma yaşayan bir toplum içerisindeyiz, sonuç ve etkilerini sonrasında çok daha derin görebiliriz. Dışarı çıkamıyoruz, çıkmamamız da gerekiyor." diyen Psikolog Hacı Tekin, şöyle devam etti:

Mümkün olduğunca olumsuz haberlerden kaçınalım. Gündelik hayatı ve yaşamımız anlamında benlik algılarımızı olumlu kılabileceğimiz zamanın ruhunu değerlendirelim. Zamanın ruhunu çok iyi değerlendirmek en önemli faktörlerden bir tanesi. Sizin için iyi olabilecek ve çalıştığınız zaman veya vaktiniz olmadığı için yapamadığınız şeyler neler ise, bunları gerçekleştirmeye çalışın. Yakın ilişkilerinizde de mutlak surette birbirinize destek olabileceğiniz birtakım durumlar yaratın. Öfke, stres, gibi durumlardan kaçının. Eğer gündelik hayatınız zorlanıyorsa, uyku, yemek, öfke, problemi yorgunluk, halsizlik, bitkinlik gibi şeyler yaşıyorsanız, eğer bu durum fizyolojik ya da organik temelli bir durum değil ise, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına görünün ve mutlaka bu konuda destek alın.”

İlginizi Çekebilir

KIŞ AYLARININ KABUSU FİBROMİYALJİ KADER DEĞİL!

Halk arasında "yumuşak doku romatizması" olarak bilinen Fibromiyalji, özellikle kış aylarında adeta bir kabusa dönüşerek hastaların yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürüyor. Uzmanlar, bu hastalığın kader olmadığını ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarıyla fibromiyaljiyi yönetmenin mümkün olduğunu belirtiyor.

Balkan Onkoloji Hastanesi ek binası inşaatına başlandı

Edirne'de Trakya Üniversitesi Edirneli hayırsever iş insanı Soner Çeker’in yaptığı bağışla Onkoloji Hastanesi ek binası inşaatına başlandı.

Yılbaşı öncesi 'kozmetik alkol' uyarısı; böbrek ve karaciğerde ciddi problemlere neden oluyor

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Alkollü İçkiler Analiz Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu, yılbaşı öncesi sahte içki uyarısında bulunarak "Laboratuvarımıza gelen numunelerin içerik analizini yaptığımızda ağırlıklı olarak kozmetik sektöründe ve dezenfektan adı altında kullanılan alkollerin, alkollü içki üretiminde kullanıldığını görüyoruz" dedi.

Uzmanından yılbaşı sofrası için sağlıklı beslenme önerileri

Sağlıklı ve lezzetli yeni yıl tabakları için önerilerde bulunan Uzman Diyetisyen Ege Ramadanoğlu, “Yemekleri yağda kızartarak değil; fırında, ızgarada, suda, buharda pişirebilirsiniz. Her çeşit mayonezsiz ve yağsız salatayı istediğiniz kadar tüketebilirsiniz. Toplam 6-8 yemek kaşığı zeytinyağlı tercih edebilirsiniz. Ayrıca, sofraya şarküteri ve kabuklu deniz ürünleri yerine peynir, hindi füme ve taze sebzelerin koyulması daha sağlıklı bir başlangıç yapmanızı sağlayacaktır” dedi.

Kalın bağırsak kanserleri erken teşhisle önlenebilir

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Civil, kalın bağırsak kanserlerinin erken teşhisle önlenebileceğini vurgulayarak, “Poliplerin zamanında çıkarılması ve düzenli taramalar çok önemli, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kanser riskini önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Prof.Dr. Gürdal: Erkeklerde meme kanserinde artış yüzde 25'leri buldu

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'ndan Meme ve Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sibel Özkan Gürdal, "Farkındalığın az olduğu bir grup erkekler. Erkekler meme kanseri olma ihtimallerini hiç düşünmüyorlar, Halbuki erkekler meme kanseri olabilir. Azdır, yüzde 1-2'dir ama günümüzde bu artış yüzde 20-25'leri bulmaktadır. Meme kanseri eski yıllara göre erkeklerde daha fazladır" dedi.

TÜM HABERLER