Koronaya karşı akciğeri güçlendiren ‘solunum egzersizi’
SağlıkTürkiye'de de vaka sayılarının her geçen gün arttığı koronavirüsün, özellikle akciğer kapasitesini ve solunum kas kuvvetini azalttığına vurgu yapan Uzman Fizyoterapist Ekin Karlık, “Evde herkesin yapabileceği solunum egzersizleriyle akciğerlerimizi güçlendirebiliriz. Yüksek bir akciğer kapasitesiyle bu hastalığa yakalanırsak tablo çok daha hafif seyredebilir” dedi.
Geçtiğimiz günlerde Çin’in Zhejiang Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından Kovid-19’un tedavisi ve önlenmesi ile ilgili bir kılavuz yayınlandı. Bu kılavuzda da, göğüs fizyoterapisi yer aldı. Zatürre, nefes darlığı, sekresyon (salgı) birikimi gibi ciddi problemlerde ilaç tedavisinin tek başına yeterli olmamasından dolayı, hastalar ve hasta adayları için fizyoterapinin kaçınılmaz hale geldiğini ifade eden Altınbaş Üniversitesi Öğretim Görevlisi Uzman Fizyoterapist Ekin Karlık, “Koronavirüs özellikle akciğer kapasitesini çok sınırlandırıyor ve solunum kas kuvvetini de azaltıyor. Bu nedenle fizyoterapi her hastalıkta olduğu gibi koronavirüste de etkin olarak kullanılıyor” diye konuştu.
Karlık, solunum egzersizlerinin enfeksiyona hiç yakalanmayanlar ve evlerinde self izolasyonda olanlar, hastalıkla mücadele edenler ile hastalığı geçirdikten sonra taburcu olup evlerine dönen hastaların yapabileceğini söyledi.
HERKES YAPABİLİR
Akciğer kapasitesinin bu dönemde çok önemli olduğuna dikkat çeken Uzman Fizyoterapist Ekin Karlık, herkesin solunum egzersizlerini yapabileceğini belirtti.
Karlık, “Enfeksiyona yakalanma riski taşıyan kişiler, yüksek bir akciğer kapasitesiyle bu hastalığa yakalanırsa tablo çok daha hafif seyredebilir ve hastalığı çok daha iyi yönetebilir. Şu anda hastanede tedavi görenler için, özellikle yoğun bakım ünitelerinde postüral drenaj uygulamaları önem kazanmakta. Bu da zaten sağlık personelleri tarafından uygulanıp, yönetiliyor. Taburcu olan hastalar da bu egzersizleri yapabilirler. Dünya Sağlık Örgütü bu hastalıktan sonra önceden yaptığı bazı fiziksel aktiviteleri, hastaların yaparken zorluk çektiğini bildirmiş. Bu da büyük oranda akciğer kapasitesinin kısıtlanmasından ve fiziksel kapasitenin düşmesinden kaynaklanıyor. Bu nedenle taburcu olanlara da yine egzersizle destek olursak kısa sürede bu hastalığın etkilerini atlatabiliriz diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
EN FAZLA 3 TEKRAR VE YAVAŞ YAPIN
Herkesin ev karantinasında kolayca yapabileceği 3 egzersiz olduğunu ifade eden Karlık, “Birincisi diyafram solunumu, ikincisi büzük dudak solunumu, üçüncüsü ise segmental solunum. Bütün bunlar akciğer kapasitesinin gelişmesine katkıda bulunuyor. Her egzersiz yavaş ve 2-3 tekrar ile yapılırsa çok daha etkili oluyor. 2-3 tekrardan sonra ara verilmeli, egzersiz mümkün olduğu kadar yavaş yapılmalı ve gün içine yayılmalıdır. 3 tekrar sayısını aşmıyoruz çünkü bu sefer hiperventilasyon olup kişinin başı dönebilir, farklı sorunlar olabilir” dedi.
AKCİĞERİ GÜÇLENDİREN EGZERSİZLER
Diyafram Solunumu: Bu egzersizde rahat pozisyonda bir sandalye üzerine oturuyoruz. Bir eli göğüs kafesinin üstüne, bir eli de kaburganın bitip, karnın başladığı nokta üzerine koyuyoruz. Mümkün olduğunca burundan nefes almaya çalışıyoruz. Üstteki el hareket etmeyecek ve altta olan elimiz nefes almayla hareket edecek. Burada amaç diyaframın çalışması. Burada burundan nefes alırken içinizden 1-2 şeklinde, verirken de 1-2-3-4 şeklinde saymalılar. Veriş nefesi alış nefesinin 2 katı sürede olmalı.
Büzük Dudak Solunumu: Bu egzersizde kişi burnundan nefes alır. Dudaklarını olabildiğince ıslık çalar vaziyete getirdikten sonra nefesi verir.
Segmental Solunum: Bu egzersizde, göğüs kafesini yani akciğerlerimizi ikiye bölerek bir tarafta kalp olduğu için 2 lop, diğer tarafta kalp olmadığı için 3 lop olacak şekilde ayarlıyoruz. Elimizle hangi lobu genişletmek istiyorsak o lobun üzerine koyuyoruz. Nefesi yine burundan alıyoruz ve o bölgeyi şişirmeye çalışıyoruz.
Gökçe KARAKÖSE, Hüseyin ÇAKMAK / İSTANBUL, (DHA)
İlginizi Çekebilir
KIŞ AYLARININ KABUSU FİBROMİYALJİ KADER DEĞİL!
Halk arasında "yumuşak doku romatizması" olarak bilinen Fibromiyalji, özellikle kış aylarında adeta bir kabusa dönüşerek hastaların yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürüyor. Uzmanlar, bu hastalığın kader olmadığını ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarıyla fibromiyaljiyi yönetmenin mümkün olduğunu belirtiyor.
Balkan Onkoloji Hastanesi ek binası inşaatına başlandı
Edirne'de Trakya Üniversitesi Edirneli hayırsever iş insanı Soner Çeker’in yaptığı bağışla Onkoloji Hastanesi ek binası inşaatına başlandı.
Yılbaşı öncesi 'kozmetik alkol' uyarısı; böbrek ve karaciğerde ciddi problemlere neden oluyor
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Alkollü İçkiler Analiz Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu, yılbaşı öncesi sahte içki uyarısında bulunarak "Laboratuvarımıza gelen numunelerin içerik analizini yaptığımızda ağırlıklı olarak kozmetik sektöründe ve dezenfektan adı altında kullanılan alkollerin, alkollü içki üretiminde kullanıldığını görüyoruz" dedi.
Uzmanından yılbaşı sofrası için sağlıklı beslenme önerileri
Sağlıklı ve lezzetli yeni yıl tabakları için önerilerde bulunan Uzman Diyetisyen Ege Ramadanoğlu, “Yemekleri yağda kızartarak değil; fırında, ızgarada, suda, buharda pişirebilirsiniz. Her çeşit mayonezsiz ve yağsız salatayı istediğiniz kadar tüketebilirsiniz. Toplam 6-8 yemek kaşığı zeytinyağlı tercih edebilirsiniz. Ayrıca, sofraya şarküteri ve kabuklu deniz ürünleri yerine peynir, hindi füme ve taze sebzelerin koyulması daha sağlıklı bir başlangıç yapmanızı sağlayacaktır” dedi.
Kalın bağırsak kanserleri erken teşhisle önlenebilir
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Civil, kalın bağırsak kanserlerinin erken teşhisle önlenebileceğini vurgulayarak, “Poliplerin zamanında çıkarılması ve düzenli taramalar çok önemli, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kanser riskini önemli ölçüde azaltıyor” dedi.
Prof.Dr. Gürdal: Erkeklerde meme kanserinde artış yüzde 25'leri buldu
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'ndan Meme ve Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sibel Özkan Gürdal, "Farkındalığın az olduğu bir grup erkekler. Erkekler meme kanseri olma ihtimallerini hiç düşünmüyorlar, Halbuki erkekler meme kanseri olabilir. Azdır, yüzde 1-2'dir ama günümüzde bu artış yüzde 20-25'leri bulmaktadır. Meme kanseri eski yıllara göre erkeklerde daha fazladır" dedi.