© Malkara Haber © 2023

Meslekleri teknolojiye yenik düşen Romanlar, göçebe hayatı yaşıyor

Edirne'de demircilik, kalaycılık ve sepetçilik yaparak geçimini sağlayan Roman vatandaşlar, meslekleri teknolojiye yenik düşünce, köylerde kurdukları çadırlarda göçebe hayatı yaşamaya başladı. Romanlar çocuklarıyla birlikte, ayçiçeği, çeltik ve buğday tarlalarında hasat sonrası geriye kalan ürünleri topluyor, hurdacılık yaparak geçimlerini sağlıyor.

Edirne'de demircilik, kalaycılık ve sepetçilik gibi meslekler yaparak geçimlerini sağlayan Roman vatandaşların yaşamı, mesleklerinin teknolojiye yenik düşmesiyle zorlaştı. Bazı aileler göçebe hayatı yaşarken bazıları ise tarım işçiliğine yöneliyor. Özelikle Uzunköprü ilçesinden yola çıkan Roman vatandaşları Edirne'nin hemen her köyünde kurdukları çadırlarda göçebe hayatı yaşıyor. Şu sıralar erkekler hasat edilen buğday tarlalarında saman balyası taşıyarak günlük kazançlarını sağlarken kadınlar da çadırlarda yemek, bulaşık, çamaşır gibi ev işlerini yapıyor. Çadırlarda kalan yaşlı ve kadınlar ise at arabalarıyla köylerde hurda toplayıp satarak aile bütçelerine katkı sağlıyor.

Romanlar, göçebe yaşamları geleneksel bir yaşam gibi gözükse de teknolojiye yenik düşen meslekleri yüzünden bu yaşamı seçtiklerini dile getirdi.

'BU BİR GELENEK DEĞİL, ZORUNLULUK'

Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Turan Şallı, Roman vatandaşların yaşadığı göçebe hayatının zorunluluktan doğduğunu söyledi. Şallı, "Aslında bakarsanız bu göçebe hayat onların bir geleneği değil fakat bu yoksulluğun içerisinde yaşamış oldukları koşullar, bu tür geleneksel bir yaşam ortamını benimsetmiş kendilerine. Onlar da diğer vatandaşlar gibi daha iyi sosyal yaşam alanında olmayı hak ediyor. Ama koşullar el vermediği için, daha iyi imkanları yaşayamadıkları için gelinen manzara ortada" dedi.

'ÖNCEDEN KALAYCILIK YAPIYORDUK' 

Daha önceleri kalaycılık ve demircilik gibi meslekler yaparak geçimlerini sağladıklarını ifade eden Remziye Şeyakar (65), mesleklerinin teknolojiye yenik düşmesiyle göçebe hayatına  başladıklarını söyledi. Şeyakar, "Çadırların içerisinde yaşıyoruz. Anamızdan, babamızdan beri bu şekilde devam ediyor bu durum. Çocuklarımıza fabrikada bir iş çıksa, hayatımız bir düzene girse çok mutlu olacağız. Daha önceden kalaycılık yapıyorduk, oradan para geliyordu elimize artık o da kalmadı. Zamana ve teknolojiye yenik düştü bu meslekler. Tek isteğim çocuklarımıza bir iş bulunması, sabit bir gelir olması. Dolayısıyla iş olduğu zaman da böyle göçebe yaşamak zorunda kalmayacağız, sabit bir yerde yaşayacağız. Aç kalmayalım, susuz kalmayalım, alın teriyle çalışalım bu bize yeter" diye konuştu.

'GÖÇEBE YAŞAYARAK YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORUZ'

Romanların teknolojiye yenik düşen meslekleri ile birlikte göçebe hayatı yaşamaya başladıklarını anlatan 2 çocuk annesi Aysun Kalay da (23), göçebe yaşayarak yaşam mücadelesi verdiklerini söyledi. Çocuklarının okuyup kendileri gibi yoksulluk çekmemesini isteyen Kalay, "Böyle kırlarda göçebe yaşayarak yaşam mücadelesi veriyoruz. Çocuklarımızla burada hayatta kalmaya çalışıyoruz. Küçüklüğümüzden beri bu hayatı yaşıyoruz, böyle devam ediyor. Evimiz olsun, çocuklarımızı okutabilelim, dışarıya çıkmayalım istiyorum. Çocuklarımız okusun, öğretmen olsunlar ve bizim gibi sürünmesinler kırlarda. Ben hep bunu istiyorum ve hayal ediyorum. Bunun yanında çocuk doğası, başkasında gördüklerini onlar da istiyor. İki kat bir evim olsun, çocuklarımla bir arada geçim derdi olmadan yaşayayım bu benim için en büyük zenginlik olur" dedi.

'OKUYABİLSEYDİM ÖĞRETMEN OLMAK İSTERDİM'

Göçebe hayatı yaşadıkları için imkansızlıktan dolayı ilkokulu yarıda bırakıp annesine yardım etmeye başlayan Nazar Kezek (13) ise okumak istediğini belirtti. Kezek, "Hep bu şekilde kulübelerde yaşıyoruz kendimi bildim bileli. Sürekli göç ettiğimiz için okulu 4'üncü sınıfta bıraktım. Okuyabilseydim öğretmen olmak isterdim. Ama ne yazık ki mümkün değil. Köylere çıkıp çalışmak zorundayız. Babam işe gittiğinde ben anneme yardım ediyorum. Çamaşır, bulaşık ve yemek yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilir

Tekirdağ'da 'Ayçiçeği Foto Safari' etkinliği düzenlendi

TEKİRDAĞ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından 'Tekirdağ Ayçiçeği Foto Safari' etkinliği düzenlendi. Mankenlerin sarı renkli tarlalarda poz verdiği etkinlikte fotoğraf tutkunları en güzel kareyi yakalamak için birbirleriyle yarıştı.

Tekirdağ'da 800 keklik doğaya salındı

Tekirdağ'da, Afyonkarahisar Yaban Hayvanı Üretim Çiftliği'nden alınan 800 keklik, kırsal 40 mahallede doğaya salındı.

Genel Müdür İbiş: UNESCO'da en çok unsuru bulunan 4'üncü ülkeyiz

Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Okan İbiş, kültürel mirasın en önemli alanlarından birisinin 'Somut Olmayan Kültürel Miras' olduğunu belirterek, "Yapmış olduğumuz yoğun çalışmalar ve temaslar neticesinde 21 kadim kültürel değerimizi UNESCO listelerine kaydettirerek, UNESCO listelerinde en çok unsur bulunan 4'üncü ülke olmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.

Tekirdağ'da kırmızı akan kanalda inceleme

Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde Çorlu Deresi'ne dökülen su kanalının kırmızı renge bürünmesiyle ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü inceleme başlattı.

Atıklardan siyaha dönüşerek Marmara Denizi'ne akan Kınıklı Deresi'nde inceleme

Tekirdağ'ın Marmaraereğlisi ilçesinden geçen Kınıklı Deresi, dünden itibaren atıklar nedeniyle siyaha bürünerek Marmara Denizi'ne akmaya başladı. Derenin kirletilmesiyle ilgili bugün de çalışmalar devam etti. Tekirdağ ve İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ekipleri, sudan numuneler alıp, çevredeki fabrikalarda incelemelerde bulundu.

Edirne'de '1'inci Klasik Otomobil Balkan Turu' başladı

Edirne'de Trakya Üniversitesi (TÜ) ve Antika Otomobil Federasyonu tarafından düzenlenen 1'inci Klasik Otomobil Balkan Turu başladı. Üniversite önünden start alan 18 klasik otomobil sahibi, Kapıkule Sınır Kapısı'ndan çıkış yaparak, Bulgaristan'a gidecek.

TÜM HABERLER