© Malkara Haber © 2023

Yeni doğan ve prematüre bebekler de koronavirüs riski altında

Yeni Doğan Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Ferhat Çekmez, koronavirüs salgınının sadece 65 yaş ve üzeri nüfus için değil, bağışıklığı henüz oluşmamış yeni doğan dönemi bebekler ve özellikle de erken doğmuş prematüre bebekler açısından büyük risk oluşturduğunu söyledi.

Türk Neonatoloji Derneği Üyesi ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Ferhat Çekmez, koronavirüs salgını konusunda, hastalğın sadece yaşlı nüfus için tehlike yarattığı yönünde yanlış bir algı oluştuğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Genç nüfus ve çocuklarda çok etkili olmuyor gibi bir algı hakim. Oysa ki zaman ilerledikçe çocuklarda ve küçük bebeklerde de vaka bildirimleri yansımaya başladı. Dünyada 10, ülkemizde ise bir yeni doğan Covid-19 pozitif vaka bildirimi oldu. Yine İngiltere, Belçika gibi ülkelerden klinikleri ağır giden, kötüleşen, hatta yaşamını yitiren vakalar oldu. Yeni doğan bebekler ve özellikle zamanından önce doğmuş prematüre bebekler Covid-19’dan nasıl etkileniyor, aileler için de önemli bir soru bu. Covid-19 enfeksiyonunda da diğer enfeksiyonlardan çok da farklı bir bulgu yok aslında. Yani bebekte emmede azalma, hareketlerinde azalma, solunum sıklığında artış, bebeğin renginde morarma, bozulma, ateşin yükselmesi veya çok düşmesi, uyandıramama gibi genel enfeksiyon bulguları bunda da geçerli. Şimdiye kadarki vakalardan da böyle bildirimler yapılmış belirtiler açısından. O nedenle aileler bu bulgulardan bir veya birkaçını fark ederse mutlaka bir doktora danışmalı.”

EN RİSKLİ GRUP ZAMANINDAN ÖNCE DOĞANLAR

Prematüre bebeklerin yeni doğan normal bebeklere göre, yeni doğan bebeklerin ise daha büyük yaştaki bebeklere göre bağışıklık sistemleri açısından daha riskli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çekmez, “Bu yaştaki ve durumdaki bebeklerin bütün enfeksiyonlara karşı yatkınlıkları daha yüksektir. Prematüre bebeklerde ise ekstra şöyle bir sıkıntımız var: Anne karnından koruyucu antikorlar gebeliğin son 3 ayında bebeğe geçiyor. Ama prematüre bebekler erken doğdukları için bu süreç sekteye uğruyor. O yüzden de anneden antikorları, koruyucu hücreleri alamadan doğuyorlar. Genel olarak enfeksiyonlara yatkınlık daha da yüksek oluyor prematüre bebeklerde bu nedenle.  Anne sütü içeriği pek çok antikor açısından yoğundur. Doğumdan sonra anne sütü alan bebeklerde enfeksiyon oranları daha az bu nedenle” diye konuştu.

DOĞUŞTAN KALP HASTASI BEBEKLER DE EKSTRA KORUNMALI

Yeni doğan bebeğin kendi bağışıklık sistemi hücrelerinin kabaca üçüncü aydan sonra randımanlı olarak üretebilmeye başlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Ferhat Çekmez, sözlerini şöyle noktaladı:

“Ayrıca bir de doğuştan anomalisi olan bebekler var. Örneğin doğuştan kalp hastalığı, metabolik hastalıkları olan bebekler var. Bunlar da enfeksiyonlara yatkınlığı daha fazla olan bebekler. Tüm bu saydığımız gruptaki bebeklerin çok dikkatli bir şekilde evlerinde, gerekmedikçe hastaneye gitmeden, korunaklı halde izlenmesi gerekiyor. Anne karnından bebeğe koronavirüs  geçişi var mı, bu konu hala tam olarak netleşmedi, çalışmalar devam ediyor. Anne sütünden geçip geçmediği konusunda da henüz yeterli veri yok. Hastane şartları enfeksiyon açısından tehlikeli ama yeni doğan bebeklerin de ilk aylardaki doktor kontrolleri çok sık aralıklarla yapılması gerekiyor. Çünkü beslenme bozukluğu, kan şekeri düşüklüğü, sarılık gibi problemler çok sık görülüyor erken dönemde. Ama böyle bir ortamda anne babalar ve doktorların ezberleri biraz değişecek mecburen. Doktorlar, çok gerekmedikçe kontrol sıklıklarını azaltmalı. Ancak enfeksiyona dair alarm bulgular varsa, ailelerin bebeği hiç beklemeden doktora götürmesi gerektiği yönünde bilgilendirilmesi gerekli. Bir de yoğun bakımda yatan bebeklerimiz var. Hem Sağlık Bakanlığı'nın uyarısı hem de hastanelerin genel olarak aldığı önlemler çerçevesinde yoğun bakım ziyaretleri kesinlikle yasaklandı. Anne ve babalar bebeklerini göremiyorlar veya çok minimalize edildi bu ziyaretler. Ailelerde psikolojik yönüyle huzursuzluk yarattı bu. Hekimler tarafından bu sürecin de çok iyi yönetilmesi gerekiyor. Sadece tıbbi yönü değil, bebeğin aile sürecinin de çok iyi yönetilmesi gerekiyor ki aileler bu dönemi çok travmatize geçirmesinler. Ailelerden de şunu istiyoruz, biraz sabırlı olsunlar. Hem aile için, hem bebek için, hem de sağlık çalışanları için çok zorlu bir süreç bu.”

İlginizi Çekebilir

KIŞ AYLARININ KABUSU FİBROMİYALJİ KADER DEĞİL!

Halk arasında "yumuşak doku romatizması" olarak bilinen Fibromiyalji, özellikle kış aylarında adeta bir kabusa dönüşerek hastaların yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürüyor. Uzmanlar, bu hastalığın kader olmadığını ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarıyla fibromiyaljiyi yönetmenin mümkün olduğunu belirtiyor.

Balkan Onkoloji Hastanesi ek binası inşaatına başlandı

Edirne'de Trakya Üniversitesi Edirneli hayırsever iş insanı Soner Çeker’in yaptığı bağışla Onkoloji Hastanesi ek binası inşaatına başlandı.

Yılbaşı öncesi 'kozmetik alkol' uyarısı; böbrek ve karaciğerde ciddi problemlere neden oluyor

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Alkollü İçkiler Analiz Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu, yılbaşı öncesi sahte içki uyarısında bulunarak "Laboratuvarımıza gelen numunelerin içerik analizini yaptığımızda ağırlıklı olarak kozmetik sektöründe ve dezenfektan adı altında kullanılan alkollerin, alkollü içki üretiminde kullanıldığını görüyoruz" dedi.

Uzmanından yılbaşı sofrası için sağlıklı beslenme önerileri

Sağlıklı ve lezzetli yeni yıl tabakları için önerilerde bulunan Uzman Diyetisyen Ege Ramadanoğlu, “Yemekleri yağda kızartarak değil; fırında, ızgarada, suda, buharda pişirebilirsiniz. Her çeşit mayonezsiz ve yağsız salatayı istediğiniz kadar tüketebilirsiniz. Toplam 6-8 yemek kaşığı zeytinyağlı tercih edebilirsiniz. Ayrıca, sofraya şarküteri ve kabuklu deniz ürünleri yerine peynir, hindi füme ve taze sebzelerin koyulması daha sağlıklı bir başlangıç yapmanızı sağlayacaktır” dedi.

Kalın bağırsak kanserleri erken teşhisle önlenebilir

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Civil, kalın bağırsak kanserlerinin erken teşhisle önlenebileceğini vurgulayarak, “Poliplerin zamanında çıkarılması ve düzenli taramalar çok önemli, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kanser riskini önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Prof.Dr. Gürdal: Erkeklerde meme kanserinde artış yüzde 25'leri buldu

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'ndan Meme ve Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sibel Özkan Gürdal, "Farkındalığın az olduğu bir grup erkekler. Erkekler meme kanseri olma ihtimallerini hiç düşünmüyorlar, Halbuki erkekler meme kanseri olabilir. Azdır, yüzde 1-2'dir ama günümüzde bu artış yüzde 20-25'leri bulmaktadır. Meme kanseri eski yıllara göre erkeklerde daha fazladır" dedi.

TÜM HABERLER