UMUTLAR VE GERÇEKLER

Abone ol
Umut! Soyut bir kavram; ama hayatımızın her anında hepimizin ilgili olduğu , gelecekle ilgili yaptığımız, gerçekleşmesini arzu ettiğimiz beynimizde canlandırdığımız provalardır.Her insanın kendine göre farklılıklar gösteren umutları vardır. Düşünürsün hayal kurarsın planlamanı yapıp bu yönde belki de var gücünle uğraşırsın. Aslında bir bakıma umut, bizler için motivasyon kaynağıdır. Peşine düştüğümüz hayallerle ortaya çıkardığımız umutlarımız olmasa göstereceğimiz çaba da etkili olmayacaktır. Harekete geçmeden önce mutlaka herhangi bir konu hakkında aklımızla belki de gönlümüzle mutlaka bir hayalimiz ve hedefimizin olması gerektiğini söylemeye gerek yoktur sanırım. Bazen kendisi için kurduğu hayallerini başarıya ulaştıran öyle kişiler de vardır ki bir de bakmışsın başardığı şey, tüm insanlığın hizmetinde yerini almıştır bile. Bazen de kendisini sadece insanlığın hizmetine adayıp tüm yaşantısını bu yönde harcayan hepimizin az çok bildiği fedakar mucitler vardır. Ortaya çıkardığı buluşlar kendi zamanlarından günümüze kadar hayatı kolaylaştıran başarılı çalışmalar olmuş veya başka başarılara temel olmuştur. Malum başarı dediğimiz şey de öyle hemen ben şunu yapayım deyip, olsunla olmuyor. Hayalini kurduğun konu hakkında; bilgi edinme, eyleme geçme, çalışma, çaba gösterme, deneme, yanılma, birikim gibi aşamalardan sonra bu uğurda gerekli olan en önemli hasletlerden, sabırla mücadele etmek gerekiyor. Kesin sonuç veya başarı elde etmek de garanti değil tabi, bunu da göze almak gerekiyor; ama şu bir gerçek: Bu uğraş içinde bahsettiğimiz aşamalardan geçerken bir çok şeyle karşılaşıyor, yeni şeyler öğreniyor ve ummadığın deneyimler kazanıyorsun. Bu da sana yeni fikirler sağlayıp yeni ufuklar açıyor. Hedefin yönünde Yaptığın denemeler, gösterdiğin çabalar onlarca, yüzlerce kez olup uzun zaman alabilir; ama sonunda elde ettiğin bir başarı varsa, bunun mutluluğunu, hazzını kelimelerle tarif etmek mümkün değil. Bu lezzeti sadece yaşayanlar bilir.Örnek vermek gerekirse ; Edison deyince hemen aklımıza ampul geliyor değil mi? Peki ama nasıl bulunmuş, hangi aşamalardan geçip hangi zorluklarla karşılaşılmış bunu anlatmaya ne satırlar yeter ne de zaman. Zaten süreci herkes biliyordur da kısa bir anekdot belirtmeden geçemeyeceğim. Edison, bu buluş için kapsamlı araştırmalardan sonra gerekli bilgi ve donanımı elde ederek zekasıyla bir çok deneme yapıyordu. Durmadan çalıştığı için gözleri yanıyor dayanılmaz ağrılar çekiyordu. O bunları kimseye söylemiyor çalışmasına biraz daha yol kat ederek devam ediyor asla pes etmiyordu. Sayısız denemelerin sürdüğü bir gün asistanı: ‘’Artık bu işle uğraşmasak!’’ dedi.Edison: ‘’Neden?’’Asistanı: ‘’Neden olacak şimdiye kadar nerdeyse bin deneme yaptık ama bir türlü sonuç alamadık’’ Edison bunu kabullenmedi ve hemen cevap verdi:‘’Sana katılmıyorum, evet hedefimize ulaşamadık ama bu hiçbir sonuç alamadığımız anlamına gelmiyor. Şu anda Aradığımız şeyin bu yaptığımız bin denemenin içinde olmadığını öğrenmiş bulunuyoruz.’’ Dedi. Vazgeçmiyordu, üstünden sarkan bir iplik parçası ona yeni çağrışımlar kazandırmış, kendisine bir yumak ipin getirilmesini istiyordu. Herkesin artık bu son umut düşünceleri arasında, iplikleri küçük parçalar halinde keserek kömürleştirdi ve birçok denemeden sonra bir lambanın içinde tutunmasını sağladı. Elektrik verilince bu iplikler kızarmaya başladı ve etrafa çok güzel sarı ışık olarak yansıdı. İşte bu, tüm zamanlara kaynak olmuş, geliştirilmiş, dünya aydınlatılmıştı. Takdir edersininiz ki Bu, bütün anlatılanların özeti gibi.Şimdi kendimize dönersek her bir insan kendi başına ayrı bir dünyadır. Her bireyin kendi merkezinden dış dünyaya anlatmak istediği, görünmek istediği, burdan elde etmek istediği, kendisi ve sevdiklerine en faydalı olacak şeylere ulaşma istekleri çok farklıdır. Ama ortak olan şey, bireylerin herhangi bir konuda kendisi ve geride bıraktıkları için avantajlar elde etme çabasıdır. Kimi birey; işi, kimi statüsü, kimi eğitimi, kimisi sevdiği, kimisi de ürettiğiyle ilgili bir çok hedef koyar, bu yönde çabalar. Sonunda istediği hedefe ulaşan da vardır ulaşamayan da. Farkındasınızdır isteseniz de istemeseniz de bu yoldaki verilen mücadelenin her aşamasında yeni ve birbirinden farklı şeyler öğrenir deneyim kazanırsınız yani olmasını istediğiniz her ne ise belki olmamıştır; ama siz yine de bu yolda olmakla bir çok konuya temas ederek zafer kazanmış olursunuz. Ortaya çıkan olumsuz sonuçları da haliyle kabullenmesini bilerek tekrar yapılacak hamleler için de her an umutları canlı tutmak gerekmektedir.Sizi bilmiyorum ama ben de bir çok konuda değişik hayallerle bir çok umuda yelken açtım. Detayları ile sizleri sıkmak istemediğimden, sonuca başarıyla ulaşıp ulaşamama konusunda şunu kısaca belirtmek istiyorum. Süreçte Şunu fark ettim: Hayalini kurduğum bir meseleye ulaşmak için gösterdiğim gayretler ve çabalardan, karşıma çıkan engellerden sıkıntı değil keyif almaya başlamışım. Hele de artık o son an vardır ya karar anı, yani oldu mu olmadı mı başardım mı, başaramadım mı anı, işte bu andaki adrenalin etkisini, bu heyecanı, bu gerilimi yaşamayı çok sevmeye başladığımı fark ettim. Hatta belki komik gelecek ama koşturmayı, heyecanı, araştırmayı, mücadele etmeyi çok sevdiğimden midir bilmiyorum, bazen hedeflediğim şeyin gerçekleşmesinden çok; gerçekleşmesine kadar ki süreçte ve o karar anında kalmayı çok istemişimdir. Tam da yerindeyken, Dördüncü Murat dememiş miydi? :''Bağdat'ı almaya çalışmak Bağdat'ın kendisinden daha mı güzeldi ne!'' Yorum sizin. Her zaman söylerim; çok basit veya çok zor, ne olursa olsun hayal etmekten korkmayın! Özellikle genç arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz yarınlar için sizler teminatsınız. Kendin için, ailen için, yaşadığın toplum ve tüm insanlık için en önemlisi de Allah rızası için faydalı olabilecek her şeyi düşün, hayal et , umut et ve harekete geç hiç korkma asla da pes etme! hiçbir sonuç alamasan bile göreceksin ki müthiş bir yetkinliğe ulaşmış olacaksın. Bu yönde bazı düşünür ve filozofların sözlerine yer vermek gerekirse:''Bazı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.'' Xsentos''Hayatı ilginç kılan hayallerin gerçekleşme ihtimalidir.'' Paulo coelho''Hiç bir şey insanın hayal gücü kadar hür değildir.'' David Hume''Hayal gücü ne ilahi bir armağandır.'' Goethe''Tutkularınızdan ve hayallerinizden vazgeçmeyin. Eğer vazgeçerseniz bedeniniz bu dünyada var olsa da yaşamınız son bulacaktır.'' Henry David Thoreau
UMUT EDİLEN OLMAK!
Umutlarımız ve kurduğumuz hayallere, izin verirseniz farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum. Çok önemsediğim hep ön planda olması gerektiğini düşündüğüm şey: ''Umut edilen olmak''Yani birilerinin umutlarına, hayallerine çare olmak.İlk kısımda bahsettiklerimiz; hayal edip bu yönde var güçle çalışıp daha çok kendi adına sonuçlar elde etmeyi ifade ediyordu. Bu aşamalar ve sonuca ulaşmadaki yöntemler iyi analiz edilip uygulamalarda hak, hukuk, hakkaniyet gibi erdemler gözardı edilirse toplumu içten içe çürüten bencillik, ben_cilik, başkasının hakkına tecavüz, gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu daha çok seküler bir düzenin olduğu toplumlarda meydana gelmektedir. Klasik bir anlayışla başarıya giden yolda her yol mübahtır anlayışı çok sağlıklı bir anlayış değil bana göre. Hiçbir şeyi gözün görmez, bir başkasının meşru alanına gayrimeşru olarak girersen işte sorunlar sıkıntılar o zaman başladı demektir. Buna hepimiz farklı alanlarda şahit olmuşuzdur sanırım.Önünüze koyduğunuz hedef yönünde çalışır çabalarsınız, bu yönde gerekli olan tüm sebep ve araçları bir araya getirir, bu işin, tabiri yerindeyse hakkını verirsiniz, heyecanla sonucu beklersiniz. Özellikle işle alakalı kısımdan bahsedersek, bir işe girme, işte terfi alma, yükselme, yer değiştirme vs. gibi alanlarda bazen sizin elinizde olmayan etkenler olabilmekte ve sizi hem olumlu hem olumsuz yönde doğrudan etkilemektedir. İşte tam burada kısmet inancını iliklerinize kadar hissetmeniz gerekiyor; çünkü sizi rahatlatan en büyük erdem bu olacaktır. Bu konuda örnek vermeye de gerek olmadığını düşünüyorum. Bununla ilgili Herkesin bu hayat değirmeninde yaşadığı bir çok tecrübe vardır.Umut edilen olmak demiştik. Evet! Birilerinin umudu, çaresi, Hızır’ı olmak; her şeyin bitti sanıldığı anda ona yetişmek, bu uğurda çabalamak, derdini çekmek var ya işte bunun kıymetini, faziletini bilenler için madden olmasa bile manen çok büyük mükafatlar vardır. Gerçi şu da bir gerçek ki İlahi rahmetle madden de bir çok alanda inanılmaz kazanımlar elde edersiniz. Şüphesiz bu, İnananlar için geçerli. Dinimiz ve çoğunluğu Müslüman olan yaşadığımız toplum üzerinden yorumlarsak umut edilen olmayı kendimize hedef belirlememiz gerektiğini altını çizerek söylemek istiyorum. Özellikle, yediğimiz önümüzde yemediklerimiz arkamızda bolluk içinde olduğumuz şu zamanda; bir yetimi veya gündelik beslenme ihtiyacını bile karşılayamayan çaresiz kalmış birini düşünün. Hep birlikte empati yapalım, kendisini artık bir kenara bırakmış hasta, eşi vefat etmiş ; bir anne için veya tam tersi bir baba için, bırakın çocuklarının, eğitimi, geleceği iş güç sosyal hayat endişesini; karınlarını doyurmanın derdine düşmüş bir anneyi veya babayı… Canından kıymetli gördüğü yavrusunun ondan bir şey istediğinde, yüreğine düşen ateşi…Düşünmesini bile istemiyoruz. Diyeceksiniz ki bu zamanda böylesi var mıdır? Evet! Vardır . Bir de hem yetim hem öksüz kalmış biçareler var. Yuvalarda, eş dost, akraba yanlarında. Mutlaka hepsi için söylemiyorum ama itilip kakılan sevgiye muhtaç hayatın özünü, güzelliklerini, hiç görememiş yavrular var . Hepsinin Allah yardımcısı olsun demekle birlikte yüce dinimizin emrettiği gibi onlara kol kanat gerip umutlarına kavuşmalarına yardımcı olmaya çalışmalıyız . Peygamber efendimiz S.A.V’in bu konuda şöyle hadisleri vardır:"Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız.""Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır"."Bir kimse, Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah Teala onu mutlaka cennete koyar".Tirmizî, Birr 14."Sofralarında yetim bulunduran kimselerin sofrasına şeytan asla yaklaşamaz."‘’Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini sever misin? Yetime merhamet et, onun başını oksa ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar ve hacetine erişirsin.’’Ravi: Hz. Ebud Derda (R.A) Daha bir çok Hadis ve Ayet var ve sizleri de araştırmaya davet ediyorum.Herkes bir ihtiyacı olanın elinden tutsa, zannediyorum bu halde kimse kalmaz. Bu, bizlerin hem dini görevlerimizden hem de sosyal sorumluluklarımızdandır. İşte bunun içindir ki umut edilen kişi olmayı umut edenlere çare olmayı çok önemsiyorum.Rabbim her ne yapıyorsak yapalım bizleri, onun razı olduğu şeyleri yapanların zümresinden eylesin. Yaradılış gayemizi iyi anlayıp; hayatın aslında bir sınavdan ibaret olduğunu hiç aklımızdan çıkarmayalım. Sonuç ne olursa olsun asıl olan gerçek tüm çıplaklığıyla budur.Bir dahaki yazımızda görüşmek üzere, Allah’a emanet olun.
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN





























Yorum Yazın