Bir Çocuk Suç İşliyorsa, Aslında Kimler Yargılanmalı?
Yargı, yalnızca suçu değil, çocuğu suça iten koşulları da araştırmakla yükümlüdür. Yani bir çocuk suç işlediyse hukuk, neden? sorusunun da cevabını arar.
1-Ancak bu durum, “çocuk ceza almaz” anlamına ASLA gelmez.
2-“Suça sürüklenen çocuk” demek, “suç cezasız kalsın” demek DEĞİLDİR. Tam tersine; bu kavram, yalnızca fail çocuğu değil; onu suça iten tüm zinciri anne ve babayı, çevreyi, hukuk önüne çıkarmayı gerektirir.
Anne ve babalar, velayet sorumluluklarını ihmal ettikleri için doğrudan hukuken sorumlu tutulabilir. Gerçek adalet, yalnızca eli kanlı bireyi cezalandırmakla değil; o cinayetin yaşanmasına göz yuman, imkân veren, önlem almayan yapıları ve kişileri de hukuk önüne çıkarmakla mümkündür.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR İLE SUÇA SÜRÜKLENMEYEN ÇOCUKLARIN ALGILADIKLARI ANNE VE BABA TUTUMLARI, EBEVEYNE BAĞLANMA, EBEVEYNİ ÖRNEK ROL MODEL ALMA ARAŞTIRILMALDIR
Suça Sürüklenen Çocuklar Olgusuna Ülkemizdeki Yargısal Yaklaşımlar Türk hukuk sisteminde de “suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenen çocuk vardır” ilkesi baz alınarak, suça sürüklenen çocuk ifadesi, “5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu” 3’üncü maddesinde tanımlanmıştır.
Suçun mağduru olan çocukları “korunmaya muhtaç çocuk” olarak belirlemiş olan bu maddede “suça sürüklenen çocuk” işlediği bir fiil iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuktur şeklinde tanımlanmıştır.
ÇKK, çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması gerektiği belirtilmekte ve koruyucu ve destekleyici tedbirleri ön plana çıkarmaktadır.
2253 Sayılı Kanun’un 14. maddesinde ise, beden, ruh ve ahlak gelişmeleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olan yahut ebeveynine karsı vahim bir itaatsizlikte bulunan çocuk “korumaya muhtaç çocuk” olarak tanımlanmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre ise, henüz 18 yaşını doldurmamış kişi çocuktur. Kanunun 31. maddesinde ceza ehliyeti konusunda suçun işlendiği tarihte bulunulan yaş itibarıyla 0-12 yaş grubu, 12-15 yaş grubu ve 15-18 yaş grubu olmak üzere üç yaş grubuna göre farklı değerlendirmeler yapılmaktadır. Cezai sorumluluk yaşı 12. yaşın doldurulmasından itibaren başlatılmıştır.
İkinci grupta bulunan çocukların işlediği iddia olunan fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı; sorumluluğu kabul edilmiş ve bu sorumluluğun ceza hukuku bakımından indirimli ceza uygulaması olduğu belirtilmiştir.
Üçüncü grubu oluşturan çocukların ise, cezai sorumluluğu prensip olarak kabul edilmiş, ancak; indirimle ceza uygulamasına tabi tutulmuştur.
Çocuk suçluluğuna ilişkin diğer bir mevzuat da 1593 sayılı Halk Sağlığı Kanununun 161. maddesidir. Halk Sağlığı Yasası, terkedilmiş çocukların 6 yaşına kadar belediye olmayan yerlerde belediye ve köy konseyleri tarafından korunmaları gerektiğini öngörmektedir.
Çocuk dostu adalet ile ilgili diğer ana mevzuat olarak da 5799 Sosyal Hizmetler Kanununu ve 3308 Mesleki Eğitim Kanunu belirtmek mümkündür. Türkiye’de kanunlar çocuk koruma ile ilgili gerekli maddeleri barındırmaktadır.
Ancak, kanunda yer almasına rağmen uygulamada; risk altında (zarar görme olasılığı yüksek) olan çocuğa öncelik verilmediği görülmektedir.
Çocukların suça yönelmesine neden olan faktörlere baktığımızda; Çocuk suçluluğunun başlangıcında pek çok faktör birlikte rol oynamaktaysa da altta yatan en önemli nedenler bireysel, ailesel ve toplumsal olarak ön plandadır.
Suça yönelmeye neden olacak bireysel özelliklerden en önemlisi ergenlik dönemidir. Ailenin sosyokültürel durumu ise, toplumun sosyokültürel durumunu belirler. Anne-babalar, çocuk için model oluşturup çocuğun toplumsallaşmasında etkili bir rol oynarlar ki bu süreçte çocuk; özdeşleşme, örnek alma, pekiştirme ve öğrenme yoluyla kişiliğini geliştirir. Bu nedenle, anne–babanın eğitim durumu, birlikte yaşama ya da boşanmış olmaları gibi ailevi özellikler çocukların suç işleme oranlarına etki edebilir.
Suça sürüklenme riski olan bireyler olarak topluma karışmış, günlük yaşamının çoğunu sokaklarda geçiren ve toplumda bir yük gibi görülen sokak çocukları ve sokakta çalışan çocuklarda, sokaktaki tüm risk ve tehlikelere açık bireyler olmakta ve zamanla suça eğilimli hale gelmektedirler.
Çocuk suçluluğunu açıklayan diğer bir çevresel faktör de çocuğun okul ile ilişkisidir. Okula bağlılığı yüksek olan çocuklarda suça sürüklenme daha azdır.










Facebook Yorum
Yorum Yazın