Deniz Kıyısında Susuzluk: Tekirdağ’da Tatlı Suya Ulaşmak Neden Bu Kadar Zor?

Deniz Kıyısında Susuzluk: Tekirdağ’da Tatlı Suya Ulaşmak Neden Bu Kadar Zor?

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede, deniz kıyısında yer alan bir şehirde susuzluk yaşanması kulağa ironik geliyor olabilir. Ancak Tekirdağ’da birçok ilçede vatandaşlar hâlâ su kesintileriyle, bulanık musluk suyuyla ve yüksek su faturalarıyla mücadele ediyor. Peki, bu kadar suyun kıyısında yaşarken neden deniz suyu içilebilir hale getirilmiyor?

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı TESKİ’nin verilerine göre, şehirde kullanılan içme suyunun yaklaşık %88,6’sı yeraltı sularından sağlanıyor. Ancak bu kaynaklar artık sürdürülebilir değil. Bazı bölgelerde su, 450-500 metre derinlikten çıkarılmak zorunda kalınıyor. Bu da hem enerji maliyetlerini artırıyor hem de su kalitesini düşürüyor.

Oysa ki İzmir, Antalya ve Mersin gibi şehirlerde deniz suyunun arıtılmasıyla içme suyu elde ediliyor. Muğla ve Hatay gibi illerde de deniz suyu arıtma tesisleriyle ilgili fizibilite çalışmaları sürüyor. Bu sistemler ilk yatırımda maliyetli olsa da, uzun vadede su güvenliği açısından büyük avantaj sağlıyor. Tekirdağ gibi su fakiri bir şehir için bu teknoloji neden hâlâ gündemde değil?

Belediye yetkilileri, mevcut kaynakların verimli kullanılması için çalışmalar yaptıklarını belirtiyor. Ancak bu açıklamalar, her yaz artan su kesintileri ve musluklardan akan bulanık su gerçeğiyle çelişiyor. Su tarifeleri ise vatandaşın belini büküyor.

Ancak asıl soru şu; Deniz kıyısında bir şehir neden hâlâ deniz suyunu arıtma teknolojisine yatırım yapmıyor? Bu sorunun cevabı sadece teknik değil, aynı zamanda vizyon meselesi.

Tekirdağ’ın geleceği için artık yeni çözümler üretmenin zamanı geldi. Deniz suyu arıtımı, sadece bir alternatif değil. Su krizine karşı bir zorunluluk haline geliyor. Aksi takdirde, kıyısında yaşadığımız deniz sadece seyirlik kalacak, içecek suyu ise derin kuyularda aramaya devam edeceğiz.